Başbakan Erdoğan’ın Suudi Arabistan’daki Temasları

Haberler 9 Mart 2010 15:10 Yorum yok
Başbakan Erdoğan’ın Suudi Arabistan’daki Temasları

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Uluslararası toplumun, Gazze’ye inşaat malzemelerinin girişine izin vermesi, ayrıca, Kudüs’ün demografisini, statüsünü ve karakterini değiştirmeye yönelik uygulamaları dahil, barış sürecini tıkayan tüm faaliyetlerine son vermesi için İsrail’e gerekli baskıyı yapması gerekmektedir” dedi.
Başbakan Erdoğan, Suudi Arabistan’daki temasları çerçevesinde Kraliyet Misafir Sarayı’nda düzenlenen öğle yemeğinde basın mensuplarıyla bir araya geldi. Erdoğan burada yaptığı konuşmada, Kral Faysal Vakfı tarafından şahsına verilen ”Kral Faysal İslam’a Hizmet Ödülü” törenine katılmak amacıyla Suudi Arabistan’ı kısa bir aradan sonra yeniden ziyaret ettiğini hatırlatarak, 1976 yılında merhum Kral Faysal’ın oğulları tarafından kurulan Kral Faysal Vakfının, dünyanın en büyük ve saygın hayır kurumları
arasında yer aldığını söyledi. Bu Vakfın tüm Suudi Arabistan için manevi değerinin büyük olduğunun altını çizen Başbakan Erdoğan, ödül Komitesinin başında Mekke Valisi Prens Halid El Faysal’ın bulunduğunu söyledi. Erdoğan, ”Kral Faysal Vakfı, ülkemizde başlattığımız siyasi ve ekonomik reform süreci, Türkiye’nin bölgede ve uluslararası arenada oynadığı rol, Orta Doğu’da adil ve kalıcı barış ve Filistin halkının hakları için sarf ettiğimiz çabalarımız çerçevesinde, ‘İslam’a Hizmet Ödülü’nü şahsıma
vereceğini açıklamıştır. Ben de bu ödülü aziz Türk milleti adına kabul edeceğim. Ziyaretim vesilesiyle Kral Abdullah ve Veliaht Prens Prens Sultan ile görüşmeler yapacağım. Temaslarım sırasında ikili ilişkilerimizin ve iş birliğimizin daha da ilerletilmesi için atılabilecek adımları ele alacağız. Bu temaslarım, ülkemiz ile Suudi Arabistan arasındaki iş birliğinin hem ikili düzeyde hem de Körfez İşbirliği Konseyi, Arap Ligi, İslam Konferansı Örgütü ve Birleşmiş Milletler gibi çok taraflı forumlarda
güçlendirilmesi konusundaki ortak irademizi teyit etmemize de imkan verecektir" dedi.
Ziyaretinin, Suudi Arabistan’a geçen Ocak ayında yaptığı ziyarette ele alınan hususların takibinin yapılmasına ve Suudi Arabistan ile Türkiye arasındaki dostluk ve kardeşlik ilişkilerinin daha da geliştirilmesine katkıda bulunacağına inandığını belirten Erdoğan, şunları kaydetti: ”Türkiye, bölgemizde barış, istikrar ve güvenliği tesis etmek için samimi gayret göstermektedir. Komşularımızla yürüttüğümüz yapıcı diyalog sürecini bölgemize de hakim kılmak, bölgemizi bir istikrar, refah ve kalkınma kuşağına
dönüştürmek için hep birlikte yoğun bir çaba ortaya koyuyoruz. Orta Doğu’nun çözümsüz kalmış ihtilaflar, gerginlikler ve çatışmalar bölgesi olarak anılmasını istemiyoruz. Türkiye tüm Orta Doğu ve Arap ülkelerine tarihten gelen köklü ilişkilerle bağlıdır. Hepimiz bu coğrafyada beraber yaşıyoruz. Birçok konuda benzer görüşlere sahipken, hep birlikte aynı sorunları göğüslemeye çalışıyoruz. Buradaki amacımız, bölgemizi, barış, istikrar, uyum ve refah kuşağına dönüştürmek, gelecek nesillere parlak bir bölge
bırakmaktır. Bu çerçevede, bölge ülkeleri arasında siyasi diyaloğu güçlendirmek, ekonomik karşılıklı bağımlılık ve entegrasyon sağlamak, kültürel etkileşimi yoğunlaştırmak suretiyle bölgesel bir sinerji yaratılmasını hedefliyoruz. Prestij peşinde değiliz. Sadece kendi çıkarımızı gözeten saiklerle de hareket etmiyoruz. Bölgesel sorunların, bölge ülkeleri tarafından sahiplenilerek bütüncül bir yaklaşımla çözülmesi gerektiğine inanıyoruz."

”FİLİSTİN MESELESİNE KALICI BİR ÇÖZÜM BULUNMASI GEREKMEKTEDİR”
Bölgede kritik bir dönem geçirildiğine işaret eden Erdoğan,"Irak uluslararası toplumun gündemindeki öncelikli yerini muhafaza etmektedir. Irak’ta 7 Mart günü yapılan seçimler ve bu seçimler uyarınca kurulacak yeni hükümet, gerek bu komşumuzun geleceği, gerek bölgemizin barış ve istikrarı açısından büyük önem taşımaktadır. Önümüzdeki dönemde, tüm uluslararası toplumun, Irak’ın huzur, güvenlik ve istikrara kavuşması için bu ülkeye destek olması gereklidir. Orta Doğu Barış Süreci’nde yaşanan tıkanıklığın
giderilmesi ve barış görüşmelerinin tüm kanallarda yeniden canlandırılması gerektiğini düşünüyoruz. Bunda hepimize önemli sorumluluk ve görevler düşmektedir. Bölgemizin ihtilaf ve çatışmalar bölgesi olmaktan kurtarılarak, barış, istikrar ve refah bölgesi haline dönüştürülebilmesi için Filistin meselesine kalıcı bir çözüm bulunması gerekmektedir. Bu çerçevede, Filistin’de birlik ve beraberlik sağlanması için her türlü gayret gösterilmelidir. Ayrıca, Gazze’de yaşanan trajedinin yaralarının sarılmasına ve
Gazze’nin her açıdan yeniden inşasına vakit kaybetmeden el birliğiyle başlanmalıdır. Bu noktada, uluslararası toplumun Gazze’ye inşaat malzemelerinin girişine izin vermesi, ayrıca, Kudüs’ün demografisini, statüsünü ve karakterini değiştirmeye yönelik uygulamaları dahil, barış sürecini tıkayan tüm faaliyetlerine son vermesi için İsrail’e gerekli baskıyı yapması gerekmektedir. Mescid-i Aksa, Beytüllahim’deki Bilal Camii ve El Halil’deki İbrahim Camii’nin İslami karakteri korunmalı ve gerekli saygı
gösterilmelidir" diye konuştu.

"NÜKLEER SİLAHLARDAN ARINDIRILMIŞ BİR ORTADOĞU İSTİYORUZ"
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Tüm Orta Doğu bölgesinin nükleer silahlardan arındırılmış bir bölge haline getirilmesini istiyoruz” dedi. Erdoğan, şunları kaydetti: ”İran, hiç şüphesiz ki bölgemizde köklü tarihi ve devlet geleneği olan önemli bir ülkedir ve bölgemizin önemli bir parçasıdır. Biz bölgede saflaşmanın değil işbirliğinin öne çıkması gerektiğine inanıyoruz. İran’ın nükleer programıyla ilgili sorunun diyalog ve diplomasi yoluyla çözümlenmesini destekliyoruz. Çözüm sürecinde, İran’ın barışçıl
amaçlarla sivil nükleer enerjiye sahip olma hakkı da teslim edilmelidir. Diğer taraftan, tüm Orta Doğu bölgesinin nükleer silahlardan arındırılmış bir bölge haline getirilmesini istiyoruz. Lübnan kritik öneme haiz diğer bir bölge ülkesidir. Lübnan’ın barış ve istikrarı tüm bölgeyi ilgilendirmektedir. 2009 yılı sonunda ulusal uzlaşı hükümetinin kurulması bu ülkede barış ve istikrarın sağlanması yolunda önemli bir adım teşkil etmiştir. Bu sonucun alınmasında Türkiye, Suudi Arabistan ve Suriye arasındaki
istişare ve eşgüdümün de katkısı olmuştur. Bundan sonra da Lübnan Hükümetinin icra kabiliyetinin sürdürülmesi ve ülkenin yeniden yapılanması bağlamında destek olmamız önem taşımaktadır.” Konuşmasında Yemendeki gelişmelere de değinen Başbakan Erdoğan, ”Yemen’deki gelişmeler hepimizi endişeye sevk etmiştir. Yemen’in istikrara kavuşturulması Körfez bölgesinin barış, güvenlik ve istikrarı bakımından önem taşımaktadır. Yemen’in, bölgede mezhep temelli ayrışmayı körükleyen ve terör üreten bir istikrarsızlık
sarmalına girmesine izin verilmemelidir” dedi. .

”TÜRK ASKERLERİ AFGAN HALKI TARAFINDAN KUCAKLANIYOR”
Türkiye’nin, Pakistan ve Afganistan’da güvenlik, istikrar ve refahın hakim kılınması için uluslararası toplum tarafından da takdirle karşılanan çok büyük çabalar sarf ettiğini belirten Başbakan Erdoğan, Afganistan’a yapılan yardımların Cumhuriyet tarihinin en kapsamlı yardım programını teşkil ettiğini dile getirdi. Erdoğan, Afganistan’da görev yapan Türk askerlerinin ve sivil yetkililerin Afgan halkı tarafından kucaklandığını ve tüm Batı ülkelerinin Afganistan’da işbirliği talep ettiğini ifade etti.
Darfur’daki durumla da yakından ilgilendiklerini anlatan Başbakan Erdoğan, ”Buradaki insani durumun iyileştirilmesi için hepimize görev düşüyor. Türkiye, Sudan’da barış ve istikrar için önemli bir çerçeve çizen Kapsamlı Barış Anlaşması’nın ve Darfur’da yaşanan trajediye son vermeyi hedefleyen Darfur Barış Anlaşması’nın uygulanmasına tüm taraflarca riayet edilmesinin önemine inanmaktadır. Türkiye, Darfur’da barış ve uzlaşma sağlamaya yönelik çabaları desteklemekte ve bu yöndeki çalışmalara katkıda
bulunmaya hazırdır” dedi. Başbakan Erdoğan, Türkiye’nin, 23 Mart 2010 tarihinde Kahire’de düzenlenmesi öngörülen, İKÖ Darfur Donörler Konferansı’na Mısır ile birlikte eşbaşkanlık yapacağını da hatırlattı.